Küresel piyasalarda ABD-İran gerilimi, petrol fiyatları, tahvil faizleri ve merkez bankalarının altın talebi; ons altın fiyatlarının yönü üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor.
Küresel piyasalarda ABD-İran savaşından bu yana kıymetli maden tarafındaki fiyatlamalara baktığımızda, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla petrol sevkiyatının aksaması, petrol fiyatlarının yükselmesi ve bu gelişmelerin enflasyonist baskılara yol açması dikkat çekti.
Bu süreçte ABD 10 yıllık ve 30 yıllık tahvil faizlerinin rekor seviyelere kadar yükseldiğini gördük. 10 yıllık tahvil faizleri %4,7, 30 yıllık tahvil faizleri ise %5,2 seviyesinde zirve yaptıktan sonra ABD ve İran arasındaki mutabakatın son aşamalarına geldiği beklentisiyle tahvil faizlerinde ve petrol fiyatlarında gerilemeler görülmeye başladı.
Petrol fiyatları 100-110 dolar bandından 90-100 dolar bandına doğru geri çekilirken, tahvil faizlerinde de sırasıyla %4,4 ve %5 seviyelerine doğru bir düşüş izleniyor.
Altın, geçtiğimiz hafta iki taraf arasındaki görüşmeler devam ederken sahada gerginliğin artması ve tarafların yeniden ateş açmasıyla 4.370 dolar seviyesine kadar geri çekildi. Altının 200 günlük ortalaması yaklaşık 4.400 dolar seviyesinden geçmekte ve bu bölge yaklaşık iki aydır test edilmemişti.
Ancak olumlu haber akışının yeniden gelmesiyle altının bu seviyelerden yukarı yönlü tepki verdiği ve olumlu haberlerin ardından 4.570 dolara kadar yükseldiği görüldü.
Teknik görünüm: Altın önümüzdeki bir iki haftalık dönemde 4.350-4.550 dolar bandında sıkışık hareketlere devam edebilir. Orta-uzun vadeli pozisyon almak isteyen yatırımcılar için 4.500 ve 4.300 dolar aralığında kademeli alım stratejisi makul bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.
Altın fiyatlarını destekleyen unsurlara baktığımızda, en önemli başlıklardan birinin son yıllarda özellikle 2022 sonrası rezerv çeşitlendirmesi ve dolar riskini düşürme amacıyla gelişmekte olan ülke merkez bankalarının altın alımlarını artırması olduğu görülmektedir.
Ukrayna-Rusya savaşı sonrasında Rusya’nın varlıklarının dondurulması, merkez bankaları açısından dolar rezervi riskini daha görünür hale getirmiştir. Bu gelişme, birçok merkez bankasını dolara alternatif olarak altın rezervi tutmaya yöneltmiştir.
| Vaka | Altın Fiyatlarına Etkisi |
|---|---|
| Rusya rezervlerinin dondurulması | Altının yaptırımlara karşı güvenli rezerv olarak görülmesi |
| Yüksek küresel enflasyon | Değer koruma ihtiyacının artması |
| Dolar bağımlılığını azaltma isteği | Rezerv çeşitlendirmesi talebini güçlendirmesi |
| Jeopolitik risklerin artması | Güvenli liman talebinin yükselmesi |
| Gelişmekte olan ülkelerin rezerv politikaları | Yapısal altın talebinin desteklenmesi |
Mayıs ayının son haftasında yayınlanan raporlara bakıldığında, büyük bankaların altın için pozitif görüşlerini genel olarak korumaya devam ettiği görülüyor. Detaylarda ise yüksek faiz, güçlü dolar, merkez bankası alımları ve jeopolitik riskler öne çıkıyor.
Dünyanın en büyük yatırım bankalarından UBS, 2026 yıl sonu için ons altın tahminini 5.900 dolardan 5.500 dolara çekti. Banka, yüksek faizler ve güçlü doların altın üzerinde kısa vadeli baskı oluşturduğunu belirtirken, uzun vadede jeopolitik risklerin ve merkez bankası alımlarının yükselişi desteklemeye devam edeceğini vurguladı.
UBS, kısa vadede altın üzerinde baskının sürebileceğini ancak uzun vadeli boğa piyasasının sona erdiğini düşünmediğini ifade ediyor. Banka, mevcut seviyelere kıyasla altının yılı yaklaşık 1.000 dolar daha yüksek tamamlayabileceğini öngörüyor.
ABD’nin en büyük bankası JP Morgan, altın beklentisini yukarı yönlü revize etti. Güçlü merkez bankası talebi ve yatırımcı akışlarının sürmesi halinde 2026 ortalama fiyatının yaklaşık 5.055 dolar/ons olabileceğini, güçlü senaryolarda ise 6.300 dolar/ons seviyelerinin mümkün hale gelebileceğini değerlendiriyor.
Deutsche Bank, merkez bankalarının rezervlerindeki altın payının %40 seviyesine ulaşması halinde altının 2031 yılında 8.000 dolara ulaşabileceğini öngörüyor. Banka, altın stoklamaya devam eden merkez bankalarının dolardan uzaklaşma eğilimini sürdürdüğünü belirtiyor.
Rockefeller analisti, altının 2027 yılında 5.500 dolara, 2030 öncesinde ise 8.000 dolara ulaşabileceğini tahmin ediyor. Raporda, küresel merkez bankalarının 2022-2024 döneminde yıllık 1.000 tondan fazla altın aldığına ve altın rezervlerinin artmaya devam etme ihtimalinin yüksek olduğuna dikkat çekiliyor.
Altın için en büyük risk, en önemli alternatiflerinden biri olan faiz getirisidir. Altın, faiz gibi belirli bir dönemde sabit getiri sağlayan bir ürün olmadığı için sabit getirili varlıklarda faizlerin yükselmesi altın fiyatlarını baskılayabilir. Özellikle reel faiz makasının artması altın fiyatları üzerinde ekstra baskı oluşturur.
Şu anda Amerika’da enflasyon oranı %3,8 seviyesinde bulunurken, 10 yıllık ve 30 yıllık tahvil faizlerinin sırasıyla yaklaşık %4,5 ve %5 seviyelerinde olması, yaklaşık %1 civarında reel getiri anlamına gelmektedir.
Altın açısından kritik nokta: Hürmüz Boğazı’nın açılmasıyla petrol fiyatlarında yaşanabilecek düşüş ve tahvil faizlerinin gerilemesi, altına olan talebi doğrudan artırabilir. Diğer yandan ABD Merkez Bankası’nın politika faizlerinde yatay bir duruş sergilemesi ya da faiz indirimine yönelik aksiyonlar alması, altın fiyatları üzerinde daha pozitif bir etki oluşturabilir.
Talep yönlü değil maliyet yönlü gelen bir enflasyon karşısında ABD Merkez Bankası’nın faiz artırımını ilk unsur olarak öne çıkarmaması, altını orta vadede desteklemeye devam edebilir.
Altın yatırımcılarının orta ve uzun vadede takip etmesi gereken en önemli başlıklar; petrol fiyatlarının seyri, ABD 10 yıllık tahvil faizlerine bağlı reel faiz görünümü ve küresel ölçekte merkez bankalarının altın almaya devam edip etmeyeceğidir.
Jeopolitik risklerin devam etmesi, merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme politikaları ve faiz beklentilerindeki değişim; ons altın fiyatlarında dalgalanmayı artırırken, yatırımcıların kademeli ve risk yönetimine dayalı stratejilerle hareket etmesini daha önemli hale getirmektedir.
Altın fiyatlarını jeopolitik riskler, merkez bankası alımları, ABD tahvil faizleri, dolar endeksi, petrol fiyatları ve küresel enflasyon beklentileri doğrudan etkileyebilir.
Tahvil faizlerinin yükselmesi, faiz getirisi olmayan altın üzerinde baskı oluşturabilir. Özellikle reel faizlerin artması, altın fiyatları için negatif bir unsur olarak izlenir.
Merkez bankalarının altın alımları, altına yönelik yapısal talebi destekler. Rezerv çeşitlendirmesi ve dolar bağımlılığını azaltma isteği, uzun vadeli altın talebini güçlendirebilir.
Kısa vadede 4.500 dolar ve 4.400 dolar destek, 4.590 dolar ve 4.800 dolar ise direnç seviyeleri olarak öne çıkıyor.


